Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yerleştirme sınavları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Benim Manifestom

TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal”  ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...

Yaz ortasında

  #Taze Yayımlanmış Bu makale, kirpiğime takıldı. Konusu: Fenomen Öğretmenlik. Türkçesi, İngilizcesinden sonra gelen tam metni tıklayıp okuyabilirsiniz . Sosyal medyada gözümüze sokulan, değerinden bin fazla yapılan paylaşımlar, nedense bana hep samimiyetten uzak gelmiştir. Hangi kuyumcu, altınlarım var diye bağırır? Fakat hurdacılar, sokak sokak gezip bağırır. - Türkiye’nin doğusundaki şehirlerde,  kırsal bölgelerdeki okullarda fenomen öğretmenlere daha sık rastlanıldığı; - Dil problemi yaşayan ve yoksul öğrencilerin video çekimleriyle istismar edildiği ve bu öğrencilerin video çekildiği için kişilik özelliklerinin bozulmasına katkı sağlandığı; - Fenomen öğretmenlerin çocuk hakları ihlallerinde bulundukları ve çocuk mahremiyetini göz ardı ettikleri; -  Özellikle ilkokul öğrencilerinin görüntüleriyle sosyal statü elde ettikleri; - Sınıfta, okulda aşırı video çekimleriyle fenomen öğretmenlerin olumlu bir rol model oluşturmadıkları gibi makalede pek çok duruma i...

Eğitim ve sınav kavramları üzerinden bir hak çözümlemesi

Eğitim, hukuk, ekonomi, devlet, özgürlük,  hak, eşitlik, sorumluluk gibi pek çok kavramın hem öznesi hem de nesnesi iki ayağının üzerinde dik duran ve düşünen bir canlı olarak insanın kendisidir.  Söz konusu olan eğitim bilimleri olduğunda insanın bilme ve yapma edimleri hem teorik düşüncelerin hem de  uygulamaların odağındadır. Yazının devamını için buraya tıklayanız.

Sınavlar mı geçersiz yoksa eğitim süreci mi yetersiz?

Sınav sonuçları beklenen ortalamaların da altında olunca kabahati ölçme aracına yüklemek en kolayıdır. Kabahatin tamamı söz sahibi yetişkinlerde ve söz dinlemeyen yöneticilerdedir. Çocuklar ve gençler üzülmeyiniz. *** Sınavlar mı geçersiz yoksa eğitim süreci mi yetersiz? Teraziniz hatasız ve geçerli ölçme işlemleri yapıyorsa defalarca teraziyi değiştirmekle gözlenen durum, ölçme sonuçlarının defalarca doğrulanmasıdır. Son bir kaç yıllık ortalamalara bakınız lütfen. Pek çok kez sınavlarla ilgili unsurlara ayar çekilmesine rağmen çocukların ve gençlerin ortalamaları vasat altıdır. Yani ölçülen elmanın kütlesi 100 gr ise 100 gr.'dır. Ben bu sonucu beğenmedim benim elmam en az 300 gr'dır demek körlüktür. Elmanın 300 gr olması için ne gübre vermişsiniz, ne sulama ne de böcekle mücadele yapmışsınız. Kısaca hiçbir şey yapmamışsınız. Elma üzerinde verimi artıracak en ufak bir işlem yapmadan elmanın tartıldığı ölçme aracını suçlamak akıl kıtlığıdır. *** Bakanlık yetkilisi...

Şahlanan yerleştirme sınavları

İki üç gündür sosyal medyadaki teog üzerine yazılmış görüşleri okuyorum. Bir kere söylemeyle olup bitecek bir durum olsa idi sanırım eğitim ve eğitim politikaları üzerine kafa patlatmış düşünürleri okumayı çoktan bırakırdım. Ancak, aciziyetim henüz vuku bulmadı. Çelişkiye bakın ki araba kullanmak için önce sürücü eğitimi alıp devamında sürücü belgesini zorunlu tutan bir toplumsal düzenimiz olmasına rağmen eğitim ile ilgili kararların alınması söz konusu olduğunda bu kararları alanlardan  ne eğitim durumu ne de bir belge istiyoruz. O halde soru şu? Ehliyeti olmayan bir kişinin (ki ehliyeti olana sürücü diyoruz) kullandığı otobüse biner misiniz? Popüler olup bir devrin adamı olanların görüşlerini bir kenara bırakırsam şayet; önemsediğim, üstelik ehliyet belgesi olan eğitimcilerden üçünün görüşlerini aşağıda paylaşmak isterim. Bir ülkenin eğitimle ilgili verilecek kararlarında ne öğrenci ne veli, ne bakkal ne şoför... söz sahibi olmalı.  Bir ülkenin eğitim politikalarıy...

Okumak için güzel bir gün, okumaya devam et.