TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Din.li-yorum 1. Ramazan geldi, hoş geldi ve en çok da medyanın medyatik hekimlerine, ahçılarına, ilahi-rantçılarına hoş geldi. Ekranlarda seyrederiz ve öğreniriz artık. Neyi mi? Önce sabah kuşağında usta ahçılardan iftara ne pişireceğimizi; öğle kuşağında hekimlerden akşam ilk ne yenmesi gerektiğini ve akşam kuşağında dolayısıyla bu kadar çok yemenin ve içmenin maneviyatını(!) ilahi-rantçılarımızdan öğrenmiş oluruz. Yoksa neyi öğreniriz? Medyanın kadrolu hekimlerinden şunu yerseniz tok olursunuz, bunu yerseniz susamazsınız tavsiyeleri ile aç kalmanın değil tok kalmanın tüyolarını öğreniriz. Bir başka deyişle fırsatçılığı, kurnazlığı bir güzel pekiştiririz. Lüks otellerde ağanın ve ağanın oğullarının, bir anda değil 'mübarek' günlerde, açın halinden anlayıverdiklerine seviniriz. Medyamızın kadrolu ilahi-rantçılarının, ellerini açarak ama kameraya bakıp "çok şükür" demesinin ardından verilen çok kısa reklam arasında iç sesin "kanal, TL'leri değil avrol...