TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
İnsanlarla kurduğumuz ilişkiler, kimi zaman bir zorunluluğa kimi zaman da bir tercihe bağlıdır. Bir arada pek çok insanla birlikte yaşıyoruzdur ve birlikte yaşamak da zorundayızdır. Birbirimizden farklı fiziksel özelliklerimiz, birbirimizden farklı zihinsel kapasitelerimiz, birbirimizden farklı becerilerimiz, birbirimizden farklı kişiliklerimiz, birbirimizden farklı duygusal tepkilerimiz olsa da insan, özü gereği bir başka insana mecburdur. Çünkü insan, Aristoteles’ten bu yana siyasal bir hayvandır. Bir başka deyişle, insan denen varlık, toplumsaldır. Toplumsallık, insanların belirli becerilerde uzmanlaşmasını ve iş bölümüne dayalı bir düzeni -birlikte yaşayabilmek adına- ortaya koymuştur. Bu toplumsal düzenin sürdürülebilirliği de, çoğu kez, insanlar arasındaki “dayanışmaya” bağımlı kılınmıştır. Peki, sahiden öyle midir? Toplumsal devamlılık için çatışma mı yoksa dayanışma mı gereklidir? Neden insanlar birbirleriyle dayanışma ya da neden insanlar birbirleriyle çatışma halinded...