TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Ayrıntılara çok fazla takılma huyumdan olsa gerek kendimi ikna etmemde bana yardımcı olmanızı talep ediyorum. Kamuoyuyla paylaşılan ABİDE raporunu okudum ancak anlayamadım. Akademik bir iddiam olsa idi takdir edersiniz ki makalemi yazar, konuyu akademik bir platformda tartışırdım. Ancak söz konusu bu rapor kamuoyuyla paylaşılmışsa, o raporu hazırlayan uzmanların ne demek istediğini anlamakla sorumlu tutuyorum kendimi. Dil, herkese lazımdı ve benim dili, sözcükleri kullanarak çiftçi amcama yahut 7 yaşındaki oğluma ulusal bir rapordan çıkan sayısal sonuçları açıklamam gerekiyor, dostlar. Açıklayabilmem için de önce anlamam lazımdır. Öncelikle MEB’in yapmış olduğu araştırmanın hazırlanışını, uygulanışını, ayrılan zamanı, çabayı, parayı düşünüyorum ve takdir ediyorum, doğrusu gurur duyuyorum. Binlerce öğrenciye uygulanarak yapılan bu araştırmanın hafife alınamayacak kadar kıymetli olduğunun da bilincindeyim. Akabinde hemen şunu merak ediyorum. MEB, tıpkı PISA’da olduğu gibi acaba ...