TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Sizlerle yaşadığım yere ilişkin bir uydu haritası göstermek istiyorum. Bu
harita üzerinden sorularıma cevaplar arıyorum. Bilenlerden hatta icra
makamlarından bilgilerini rica ediyorum. Şimdilik masumiyet karinesi sebebiyle
okul isimlerini, mahalle, il, ilçe bilgilerini paylaşmıyorum. İlgili, bilgili
ve yetkili kimselerin benimle temas etmesi durumunda yerin açık adres bilgisini
elbette verebilirim.
Şimdi arkamıza yaslanalım ve bir süre haritaya bakalım. Kuşları
göremeyeceksiniz ama ağaçları görebilirsiniz. Hatta içinizdeki çocuğu
öldürmemişseniz karıncaları, uçuşan kavak polenlerini dahi görebilirsiniz.
Bahar da geldi, bahçede oynayan çocukları yoksa göremediniz mi hâlâ? Neyse bu
kadar romantizm yeter bize! Gerçeklere dönelim şimdi.
Yukarıdaki uydu haritasında görülen yer, benim yaşadığım yere, evime çok
yakındır. Uydudan işaretlediğim yerin çevresi 755 metredir. Fotoğrafa bakıyorum
ve işaretlediğim yerin şekline yamuk deyiveriyorum. Yani, yamuğumuzun çevresi
755 metre ve bu sayıyı yuvarlayalım. Önce en yakın onluğa, sonra en yakın
yüzlüğe yuvarlayalım ve sonuç: 800 metre. Bu yaşımda oğlum sayesinde tekrar
ilkokula başladım. En yakın onluğa yuvarlama işi, ilkokul 2.sınıf bilgisidir,
bilmeyenlere duyurulur. :) En iyisi siz okumayı bırakmadan ben biraz daha seviyeyi
yükselteyim. Bu yamuğa benzeyen alanın, bir kenarını 200 m olarak
hesap edip alanı kare şekline dönüştürüyorum ki hesabım kolay olsun. İçindeki
çocuğu öldürmeyenler ise kırmızı ile işaretlediğim yerleri dışarıda
bırakmayacak bir üçgen de çizebilirler. Şu aşamada kapalı bir şeklin alanını
hesap etmektir derdimiz. Ben kendi kareme dönüyorum ve yine basit bir matematik
bilgisi ile çevrelediğim yerin alanını (bir kenarının ölçüsünü bulunca) 40.000 metrekare olarak hesap ediyorum. Yukarıdaki uydu görüntüsünde işaretli olan
yer, çiftçi amcamın deyimiyle, 40 dönümlük bir arazi. Düşünsenize yarım
dönümlük bir arazi bile bir müteahhit için neler neler ifade ederdi ama şu an beni
hiç ilgilendirmiyor. Ben konuma dönüyorum ve bu 40 dönümlük arazinin içinde
neler varmış kısaca izah etmek istiyorum.
Fotoğrafta ilkokul yazdığım kiremiti kırmızıdan olan çatılı bina, bir
ilkokul binasıdır. Burası, 12-14 yaşlarında iken gidip de mezun olduğum
ortaokul binası, şimdi oğlumun gittiği ilkokuldur. Ne mutlu bana ki anasının
okuduğu okula gidebilen bir oğlum var. Neden böyle söylüyorum çünkü özellikle
büyükşehirlerde bir zamanlar devletin okullarına gidip de mezun olan
ebeveynler, ne yazık ki kendi çocuklarını devletin okullarına göndermiyorlar
artık ondan böyle söylüyorum: ne mutlu bana ki anasının okuduğu okula gidebilen
bir oğlum var. Ha bu arada burada bahsi geçen okulların tamamı, devletin
okullarıdır, özel değiller.
Geçmişe döndüğümde yani ortaokul öğrenciliğimin olduğu zamanlarda, şimdiki
ilkokulun okul bahçesinde, Mesleki ve Teknik Lise(MTL) ve bu liseye bağlı
uygulama Anaokulu yoktu. Şu anki okul inşaatı da yoktu. Ben 12-14 yaşlarında
iken sınıflarımız en az 40 kişilikti, sıralarda üçerli otururduk. Meğer ben
büyük bahçeli okulların ve kalabalık sınıfların özgür çocuklarındanmışım. Şimdi
küçük bahçeli okulların kalabalık olmayan sınıfları var, var ama çocuklar nasıl
dersiniz? Neyse!
Okula gidemeyen çocuk, genç kalmasın tek, varsın her mahallede köşe başında
okul olsun. Mutlu olurum. Hele ki planlı olursa daha çok mutlu olurum. Haritada
İmam Hatip Lisesi (İHL), benim okulumun arazisi alanında değil ama çok yakın
olması sebebiyle özellikle işaretledim. Okulumun basketbol sahasının olduğu
alanda şimdi bir okul inşaatı başladı. Eğer bir değişiklik olmazsa o inşaat birortaokul binası olacak. Sonuç olarak 40 dönümlük arazi içinde anaokulu,
ilkokul, ortaokul ve lise binaları bulunmaktadır. Aslında farklı okul
türlerinin bir arada bulunmasından da rahatsız değilim, aksine mutluyum. Mutsuz
olduğum durum başka. Birkaç bilgiyi daha paylaşıp mutsuzluğumun nedenini ve
sorularımı açıklamak istiyorum.
Haritada işaretlediğim alanda bulunan ilkokul, 19 derslikli 500 öğrenci
kapasiteli ve öğretmen ve idari personel sayısı 30’dur.
Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 30 derslikli öğrenci sayısı 833, öğretmen
sayısı 102’dir. Bu sayıların içinde sanırım uygulama anaokulunun bilgileri de
var.
İmam hatip lisesi 20 derslikli öğrenci sayısı 332, öğretmen sayısı 28’dir.
Bu alanda toplam 1665 öğrenci ve 160 öğretmen ve idari personel
ağırlanıyor. Sayısal veriler, okulların resmi web sayfalarından elde
edilmiştir. Yani kanılarım mevzu bahis değildir, kanıt var, kaynak var. Tamam
tamam inkar etmiyorum bu yazıda az biraz da anılarım var. Dahası –yasaklanmadıysa
şayet- yandex haritalar uygulamasında görülen bu arazinin
çevresinde trafiği akan iki yönlü birer cadde ve dar bir sokak
bulunmaktadır. Arazinin çevresindeki cadde ve sokakların genişliği ise 15-25
metre aralığında. Şimdi sabah trafiğini düşünün. Okullara çocuklar, velileri
tarafından otomobilleriyle bırakılmaktadır. Kısa süreli de olsa cadde ve sokağa
veliler park etmektedir. Dahası veliler zar zor gerekirse çift şerit park
etmektedirler. Gelecek 5 yıl içinde ise eğer hiçbir şeyi değiştirmezsek veliler
ve öğretmenler aynı alana otomobilleriyle park edemeyeceklerdir, benden
söylemesi. İlkokulun önündeki caddede otobüs durağı da bulunmaktadır. Günü
geliyor otobüs durağına kadar uzayan park etmiş otomobiller oluyor. Oysa otobüs
durağının önüne park edilmez, trafik bilgisidir bu. Okulların bulunduğu alanda
ne yazık ki ne veliler için ne de eğitim/idari personelin otomobilleri için bir park
alanı düşünülmemiştir. Bugün otomobillerimiz ekmek su kadar temel
ihtiyaçlarımızdan ve varlıklarını yok sayamayız. Dar alanda kısa paslaşmalarda
bulunabiliriz ama otomobillerimizi nereye park edelim dersiniz?
Trafiği nasıl alt üst edelim? Dar olan sokakları daha nasıl darlaştıralım?
Derseniz bunun cevabı belli. Fotoğrafta görünen durum. Burası büyükşehir.
Evlerin musluklarından 7 gün 24 saat sular akıyor. Asfalt yollarından
ayakkabılarımıza çamur dahi bulaşmıyor. Otomobillerimiz deseniz kazandığımız
maaştan kat be kat pahalı olsa da konforumuzdan asla vazgeçecek değiliz artık.
Neyimiz eksik? Planımız eksik. Peki, bu plansızlık nereye kadar devam edecek?
Sormak istiyorum. Resmi törenlerde eş zamanlı pek çok veli otomobilleriyle
okula geliyor. Otomobillerimizi nereye koyacağız? Her mahallede okul olsun
tamam da mahalle sokaklarının neresine koyacağız bindiğimiz otomobillerimizi? Okul
yapılıyor yapılsın tamam da otomobillerimizi nereye koyacağız? Otopark
düşünüldü mü acaba? Okul giriş ve çıkış saatlerindeki olası trafik riskleri
düşünüldü mü acaba? Olası bir trafik riskinde yahut bir yolun kapanması
durumunda alternatif yollar düşünüldü mü acaba? Anaokuluna, ilkokula,
ortaokula, liseye giden çocuklarını okullarına bırakan ebeveynlerin
otomobilleriyle oluşturduğu trafiğin yoğunluğu, hiç düşünüldü mü acaba? Eğitim
ve idari personellerin eş zamanlarda okullarda bulunduğunu düşünürsek yaklaşık
160 kişinin otomobilini bu alanda nereye koymayı düşünüyoruz acaba? Şehri
planlayanlar, mimarlar, mühendisler ne düşünüyorlar acaba? Düşündüklerimi
sadece ben mi düşünüyorum acaba? Sanmıyorum. Şimdi, çözüm üretenlerin
cevaplarını bekliyorum.
Eğer fikirlere karşı miyop değilseniz ve hafriyat düzeyinde değilse
vicdanlarınız yazdıklarımın eğitimle, ölçmeyle, değerlendirmeyle olan ilgisi o kadar çok ki
derim.
