TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Buraya yazdıklarım sınavlarda çıkar mı çıkmaz mı hiç umurumda değil doğrusu. “Hocaaam bunlar bizim ne işimize yarayacak” sorusu da içinde bir düşünceyi barındıran bir soru değildir. “Neyi bildiğini bilmek ve niye yaptığını bilmek” gerek. İlk senaryomuzda değişmezlik, durağanlık ve hareketsizlik kavramlarına odaklanmıştım. Şimdi harekete, devinmeye, değişmeye başlayalım. Senaryo 2: Sabit hızda hareket: Değişim İlk 10 günde gözlenen hasta sayısı, tablodaki gibi olsun. Her bir günde hasta sayısında bir değişim var mı? Var. Apaçık ortada. Peki bu değişimin yönü nasıl? Artmış mı azalmış mı? Zamana göre hasta sayısındaki değişim, artma yönünde. Acaba zamana göre bu değişimin (artışın) hızı kaç? Her bir gün 10 yeni hasta olacak şekilde hasta sayısı artığına göre artış oranının günlük 1 olduğunu çekinmeden söyleyebiliriz. Her bir gündeki artışın (10 hastanın) bir diğer gündeki artışa (10 hastaya) oranı, 10/10 = 1’dir. Bir başka deyişle ilk 10 günde hastalar, aynı oranda...