TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Ortaya konmuş her emeği, alkışlama çocuğum. Kötü yapılmış işlere her zaman her durumda “eline sağlık” deme. Bu seni tatlı dilli, şirin gösterebilir ama derdin asla şirin gözükmek olmasın. Çok zaman ya da çok para harcanmış her işin sonucunda her zaman “iyi, yararlı veya doğru” bir emeğin ortaya çıkmayacağını bil. “Bu olmamış" deme”cesaretini kuvvetle göster, çocuğum. Sen elmayı seviyorsun diye başkalarının da senin sevdiğin elmayı sevmek zorunda olmadığını unutma. Kimseyi sevdiğin şeyleri sevmeye zorlama, oğlum. Gördüğün kusurları halının altına süpürme, kızım. Kusurları görün. Bu sizi, “hain, terörist, düşman ya da kötü bir insan” yapmaz. “Gün eleştiri günü değilmiş” söylemlerini duyun. Duyun ama kimin ne niyetle söylediğini de anlamaya çalışın. Kamu eliyle sunulan kötü yapılmış hizmetleri eleştirmenin ‘belirli bir günü ve haftası’ yoktur. Sana sadece mikrofon uzatıldığında konuşanlardan olma. Konuşmak istediğin her durumda...