Çatlak olan ekranımdan fotograflar, mekânlar, kayarken resmi bir basın açıklaması dikkatimi çekti.
Açıklamada öyle bir özgüven var ki daha maç oynanmadan Türkiye'nin Avustralya'yı yeneceği ve ülkenin bayram yerine döneceği kabul edilmiş.
Henüz oynanmamış futbol maçının muhtemel kutlamaları sebebiyle sınav tarihinin değiştirilmesi önceliklerimiz hakkında bize çok net bir şeyler söylüyor esasında.
Ivan Illich'in "Şen Toplum" isimli kitabını anmış olayım. Kurumların, bireylerin ve toplumun gelişimine hizmet etmek yerine tamamen araçsallaşmış ve kontrol edilemez bir bürokrasiye hatta bir "gösteri toplumuna" dönüştüğünü görebiliyor musunuz?
Gerçek sorunlar (eğitimin kalitesi, fırsat eşitliği vb) konuşulmasın diye toplumun en hassas olduğu "millilik" ve "kimliksel başarı" önümüze sürülüyor. Eh ne de olsa top yuvarlak!
Absürtlüğün Normalleştirilmesi
Basın açıklaması söz konusu olduğu için kurumsal ve "resmi" bir içerik bekliyorum. Normal bir insan olduğum için hayati bir güvenlik krizinden bahsedilecek diye düşünüyorum. "Ülke genelindeki olası kutlama etkinliklerinden doğabilecek hareketlilik..." ifadesindeki o sahte ciddiyet karşısında affallayıp bir kez daha okuma yapıyorum. Devlet dili, mantıksızlığı rasyonalize edebilir mi?
Basın açıklamalarıyla hayatımıza iliştirilen bu pespayalikler liyakatin ve sorumluluk bilincinin yerini "idare-i maslahat" (durumu kurtarma) anlayışına bıraktığının bir kanıtı. O kadar alıştık, o kadar uyuştuk ki "bu ne saçma şey" diyebilmek medeni cesaretin de çok ötesine geçiyor.
Bir sınavın tarihi bile bir maçla değişebiliyorsa bu sistemin adaletine güvenmek için nedenlerimiz olabilir mi?
Verilen mesaj şu: Kurallar her an değişebilir, kurumlardan sağlanan hizmetler öngörülebilir değil.
