TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Dünyamız, g enişleyen ve bükümlü evrende, güneşin etrafındaki dönüşünü tamamlamak üzere. Her yıl olduğu gibi mavi ve soluk renkli gezegenimiz, bir önceki yılın konumuna geri dönmeyecek. Farklı bir konumda ve farklı bir zamanda bulunacak. Devinimin yönü, geriye değil hep ileriye ve sarmal! Fark ettiniz mi? Öklid geometrisinin 4.boyutu "zaman". A. Einstein'ın kuramına göre o "zaman" da izafi, unutmayalım! Sonra, insanların değiş me mekteki ısrarının anlamsızlığını düşündüm. Siz hiç düşündünüz mü? Müdahalesiz ortamlarda dahi cisimlerin entropiye düş me meleri mümkün değilken insanın kendisini devinimsiz, değişimsiz, gelişimsiz bırakması 'kötülük' değil midir? Adına ister noel diyelim, ister yeni bir yılın başı. Nesnelere veya kavramlara atfettiğimiz sesler, en nihayetinde bir tür simge. Yaşama yüklediğimiz "anlam ve önem" bizim soyutlama yetimizin sınırları ile ilgili bir durum ve bu durum simgelerden çok daha önemli. ...