TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Kadınlar -küresel olarak- üst düzey yöneticilik alanında yetersiz seviyede temsil ediliyorlar ve üst düzey yöneticilik pozisyonlarının yalnızca % 22’sinde yer alıyorlar (İGR, 2015). Yöneticilik ve yüksek kazanç konusunda dünya ülkelerindeki gözlenen genel eğilimin, maalesef kadınlardan çok erkeklere hak görülmüş olduğudur. Buna rağmen kusurlu olan bakış açımızdır, kadınlara pozitif ayrımcılık yapılması söylemleridir. Bu söylem, çözüm kümesinin elemalarından biri dahi olamaz. Üst düzey pozisyonlarda görev almada, ücret politikalarında veya iş gücü piyasalarında kadına yönelik pozitif ayrımcılık yapılmasından ziyade bakış açımız, liyakat kavramının yörüngesinde olmalıdır. 2008 yılında, OECD tarafından yapılan uluslararası öğrenme öğretme anketinin (TALIS) sonuç raporuna göre ülkemizde eğitim kurumlarında görev yapan okul müdürlerinin sadece yüzde 8,9’unun kadın olduğu ifade edilmiştir. Aynı araştırmaya katılan OECD ülkelerinde kadın müdürlerinin oranı ise %...