TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Bu yazının amacı bir bilginin reddi veya kesin bir bilginin kabulü değildir. Bu yazının amacı okuyucuyu, bilgi parçacıklarıyla karşı karşıya bırakmaktır. Son cümleyi okuduğunuzda bir cevap bulmanız değil pek çok soruyu kendinize sorabilmeniz beklenmektedir. Başlıyoruz. Toplumlar için Din Olgusu Bir toplumu anlamak demek, o toplumdaki insanların inanış ve yaşayış biçimlerine bakmak demektir. Öyle ki, insanlar arasında gözlenen ortak davranış örüntüleri, psikolojik ve sosyolojik açılardan pek çok ipucu vermektedir. Grupların ya da toplumların davranış hareketlerini siyaset, ekonomi/ticaret, din, kültür, eğitim, aile, sağlık/hastalık, göç, medya, kentleşme… vb. konular bağlamında metodolojik olarak açıklama çabası, daha çok sosyoloji biliminin çalışma alanıdır. Toplumsal hareketliliğin nedenlerini veya toplumsallığın işlevlerini açıklamaya çalışan sosyoloji, aynı zamanda alt konu alanlarında uzmanlaşmış disiplinler arası bir bilim dalıdır. Çünkü toplumsal hareketlilik veya insan...