TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
İnsan, dar anlamda doğanın, geniş anlamda evrenin bir parçasıdır. İnsan olarak bizlerin sadece içinde yaşadığımız doğayı (dünyayı) değil aynı zamanda evreni anlama, açıklama ve yorumlama çabasında olduğumuz aşikârdır. İnsandaki aşkın merak duygusu ve içkin deneyimleme isteği sadece oyalanmaktan ya da sadece içgüdüsel ihtiyaçların karşılanmasından daha fazlasını ifade ettiği çok açıktır. Üstelik akla dayalı merakımızın ve akla dayalı deneyimlerimizin olması, bizi diğer canlılardan farklı konumlandırmıştır. Özellikle doğanın düzenini anlama ve açıklama çabamız “bilim ve felsefe” yapmamıza; doğanın düzenini yorumlama çabamız da araç gereç, alet yapmamıza yani “teknoloji” üretmemize sebep olmuştur. Akleden insanın doğayı anlama, açıklama çabası, -bir başka deyişle bilim yapma çabası- ölçme ve değerlendirme faaliyetlerini de gerekli kılmıştır. Çünkü bilim yapmak, gözlem yapmayı; gözlem yapmak da “ölçme” faaliyetlerini ortaya çıkarmıştır. Öyleyse ölçmenin tanımı nedir? Ölçmeye konu olan ned...