TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Tüketici ile üretici arasındaki ili ş kinin niteli ğ i, ne ’ li ğ i ö nemlidir. Hem de ç ok ö nemlidir. Ü retici, ü retir. Yani emek verir, bilgisini verir. Ü retici, bir bilge ki ş idir asl ı nda. T ü ketici, t ü ketir. Yani, t ü ketici, t ü ketirken t ü ketti ğ ini yerine koymasını bilendir. Bakın do ğ aya. Do ğ ada t ü ketim, bitirmek, yok etmek de ğ ildir. Ve insan! Bir par ç as ı oldu ğ unu unutsa da zaman zaman, o y ü ce insan, do ğ an ı n bir par ç as ı d ı r. Ü retimin az, t ü ketimin ç ok olmas ı durumunda denge bozulur. Do ğ a dengesizli ğ i affetmez; insan do ğ as ı da dengesizlikten ho ş lanmaz, huzursuzlan ı r. M ü dahalesiz bir ortamda do ğ a dengesini bulur bulmas ı na ama insan ö yle de ğ il. Bulamaz ö yle kolayca dengesini. Denge bozuldu ğ unda “ insan akl ı” o dengeyi yeniden sa ğ lamak i ç in çö z ü m arar. Buldu ğ u çö züm, kalbe dokunmayınca sonu hüsran olur. Nasıl mı? ...