TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Richter ölçeğinde 6 şiddetinde ölçülen bir deprem, 3 şiddetindeki bir depremin 2 katı değildir. 1 bardak suya 4 yemek kaşığı şeker karıştırıldığında hissedilen şeker tadı, 1 bardak suya 2 yemek kaşığı şeker karıştırıldığında hissedilen şeker tadının yarısı kadar değildir. Her hafta 50 TL’lik benzin alıyorken aldığınız benzinin miktarı farklı mı oluyor? Her ay doğalgaz faturanızın bedeli aynı mı? Cebinizdeki 1 TL bire iki oranında her gün katlanarak artsa ne güzel olur değil mi? Ay yoksa her ay aldığınız maaş, bir öncekine göre azalıyor mu? Satın aldığınız 1 kg domatesin fiyatı, her yıl sabit mi kalmakta yoksa fiyatı değişmekte mi? Satın alma gücünüz her yıl artıyor mu, azalıyor mu? Artıyorsa sabit oranda mı yoksa katlanarak mı artıyor? Yaşamdaki pek çok olay ya da durum zamana göre değişir. Ve bu değişim dünyanın hangi coğrafyasına giderseniz gidin, hangi milliyetten, dinden, cinsiyetten olursanız olun dört işlemle açıklanabilir düzeydedir. Fark etmek gerek. Bu yazıyı yazmak...