TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Bir pazarcı şayet sattığı kavunlardan para kazanıyorsa peş para etmeyecek olan kavunlara "gel vatandaş bunlar peş para etmez" der mi? Demez, diyemez. Çünkü ucunda para (ün, şöhret, itibar, makam…) vardır. Beş para etmeyecek olan kavunlara pazarcımızın bal, kaymak diyerek satışa devam etmesine niye şaşırıyorsunuz, a dostlar! Anlattıklarının saçma, tutarsız ve temelsiz olduğunu bile bile kadrolu ve maaşlı bir uzman, “ esasında ben sizlere anlattıklarımın aksini düşünüyorum ” der mi? Zırvalayarak alkışlarınızı alıyorum sağ olun var olun der mi? Attığım palavralardan yol olur amma itiraz eden olmaz. İtiraz eden olursa ne olur? Tabii ki uzmanımız unvanıyla, makamıyla ezer geçer... Düşünün size maaş, makam, kadro veriyor koskoca kurumlar. Niye? Bol keseden sallayın, üzerinde düşünmediğiniz şeyleri çevrimiçi toplantılarda söyleyiverin diye. Aksi takdirde o kişiler kadroyu, maaşı, makamı nasıl sürdürebilir kılabilirlerdi sizce? Bir tarafta 5 kavanozu ederinden düşük...