TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Soru sormak; hem bilgi edinmenin (öğrenmenin) hem de edinilen (öğrenilmiş) bilginin miktarını, niteliğini ölçmenin bir yoludur. Dolayısıyla soru sormaktan vazgeçemeyiz. Eğitimde bilgi edinmenin, eğitimde ölçmenin dahası soru sormanın yolu, cevabın elde edilişine göre farklılaşmaktadır. Eğitimde hedef-davranışı ölçmeye konu olan bir soru önermesi, yazılı ya da sözlü olarak cevaplandırılmasının yanı sıra soru önermesinin uzun ya da kısa cevaplandırılması da beklenebilir. Bu beklentiyle hazırlanan soru önermelerine “ cevabı üretilen soru/madde tipi ” adlandırmasını yapabiliriz. Cevabı üretilen soru önermesi, şayet ölçmeye konu olan cevabın üst düzey becerilerle sarmalandığı ve cevabın sınırlandırılmadığı bir yapıda ise beklenen cevap uzundur ve bu sebeple ‘ uzun cevaplı soru/madde tipi’ olarak adlandırılabilir. Cevabı üretilen soru önermesine şayet ölçmeye konu olan cevabın tanımlı, sınırlı ve kısa olması bekleniyorsa buna ‘ kısa cevaplı soru/madde tipi ’ adlandırması yap...