TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Şu hayatta, sözlü ya da yazılı olarak kendimizi ifade ediyor, başkalarıyla iletişim kuruyoruz. E-posta göndermek de yazılı iletişim yollarımızdan birisi olduğuna göre kendimizi doğru ifade etmek isteriz, değil mi? Öyleyse e-posta yazarken ve okurken kabul görmüş bir takım unsurlara göz atalım. Başlarken hitap ve bitirirken temenni Her kime yazıyor olursanız olun e-postanıza başlarken “Merhaba, Sayın ilgili, Sevgili arkadaşım, Sayın öğretmenim” gibi bir hitapla başlayınız. Bitirirken de “Kolaylıklar dilerim, Saygılarımı sunarım, Bayramınızı kutlarım, Görüşmek üzere ”gibi bir temennide bulunalım. Neden mi? Çünkü kendisine saygısı olan karşısındakini önemser. İlaveten yüz yüze iken önce selam verdiğimizi ayrılırken de iyi günler dilediğimizi hatırlayınız. Kendinize dair Sizi tanımayan birine ya da bir kuruma ilk defa yazıyor iseniz kendinizi tanıtarak e-postanıza başlayınız ve detaylı iletişim bilginizi vererek sonlandırınız. Örneğin “Ankara Batıkent Lisesi, 12.sınıf öğrenc...