TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Eğitim-öğretim sürecinde yanlış yapmak, yanlış olanı seçmek ‘hata’ olarak nitelendirilebilir mi? Yahut doğrusunu yapmak, doğru olanı seçmek “şans” olarak ele alınabilir mi? Bir sınırı, bir kapsamı veya bir anlamı var mı? Yaşamın insana sunduğu seçenekler ve bu seçeneklerin olma olasılıkları apaçık ortada iken bir test maddesi için anahtalanmış doğru cevap seçeneğinin seçilme olasılığının mevcudiyeti neden bir şans olarak nitelendirilmektedir? Yoksa seçme olasılığının isabetli sonucu mu eğitimcileri-ölçmecileri rahatsız etmektedir? F. Bacon’a selam olsun! Çarşı-pazar putlarımızı kıralım artık! Şans kavramı, önceden olmayan olgu ve olayların ortaya çıkmasına işaret eder . Ölçümlerin kararlılığına, tutarlılığına, duyarlılığına ‘şansın’ bir faktör olarak etki etmesi imkânsızdır. Buna rağmen psikometride ve eğitimde şans kavramı ölçümlere karışan bir tür hata kaynağı olarak ele alınmakta. Cebirsel işlemlerle okus-pokus puanı elde edilmekte. Oysa şans denen şey, bir hata mıdır, dü...