TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Matematik ve dolayısıyla istatistik "öngörmek" ile "önceden söylemek" arasındaki farkı çok daha net kavramamı sağlamıştır. Şöyle açıklayayım: Toplumdaki her bir bireyin hastalığa yakalanıp yakalanmayacağını asla öngöremezsiniz. Ne ki toplumun ortalama olarak hastalığa yakalanma olasılığını yüksek bir isabetle kestirebilirsiniz. Demem o ki binlerce, milyonlarca bireyin hastalığa yakalanma olasılığını evet önceden öngörebilirsiniz. Amma velakin herhangi bir bireyin hasta olup olmayacağını önceden asla söyleyemezsiniz. Öngörmek, bilimdir. Önceden söylemek falcılıktır. Falcının inanmışlara, şüphelenmeyenlere; bilimcinin şüphecilere, inanmayanlara ihtiyacı vardır. Neden? Çünkü inanmışlara "tek bir açıklama" yeterli gelirken inanmayan şüphecilere "binlerce açıklama" yetmez. Matematik ve dolayısıyla mantık ve dolayısıyla istatistik okuryazarlığınızı geliştirebildiğiniz kadar geliştirin, a dostlar!
***
Dışarıda yağmur varken şemsiye alıp çıkmak rasyonel bir davranıştır. Dünyada ilan edilmiş bir salgın varken fiziksel mesafeye dikkat etmek de rasyonel bir davranıştır. Fakat 'mesafesiz, kalabalıklar içinde, virüsün yayıldığı bilinirken ama ben virüsün yayıldığına inanmıyorum ve bana bir şey olmaz' demek tam da Moore'un bahsettiği türden bir paradokstur. Bir başka deyişle "dışarıda yağmur yağıyor ama ben yağmurun yağdığına inanmıyorum" düşüncesi irrasyonel ve tutarsızdır. Demem o ki;
bilim, özü itibariyle irrasyonel davranışların, kanıların, inanışların nedenini açıklayamaz.
Ancak dışarıda yağmur yağıyorken şemsiye alıyor olmanın veya salgın varken mesafeye dikkat ediyor olmanın nedenini dünyanın neresine giderseniz gidin açıklayabilirsiniz. Çünkü rasyonel davranışları her zaman ve her mekanda açıklayabilirsiniz. Çünkü 2+2 dünyanın her yerinde 4' tür. Fakat irrasyonel davranışları açıklayamazsınız.
