TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Sınıf yönetimi ile ilgili ders kitabımın sıradaki okuma konusu "lider öğretmenin özellikleri". Mecburen okuyorum. Lider öğretmen(?). Kulağa ne hoş geliyor. Bir dakika diyorum, geriye sarıyorum hafızamı. Şimdi bildiğimiz 'öğretmenin' yanında bir de 'lider öğretmen' mi varmış? Vay başımıza gelenler.
Ne demektir lider öğretmen? Peki, öğretmen ne demektir? Benim bildiğim öğretmen, öğretmendir. Bir kavramın başına bir sıfat kondurarak berikinin içi boşaltılıp diğeri doldurulamaz, Romalı efendiler. İşini yapan öğretmen vardır, bir de yapmayan vardır. Resim öğretmeni vardır, sınıf öğretmeni vardır, İngilizce öğretmeni vardır...vs. Öğretmene, lider öğretmen kavramını giydirmek zorlama, yahu! Tüketilecek kavramlar hanesine +1 lütfen. Onca işimiz varken ne gerek vardı?
Uyduruk-kıvrık, eğilmiş-bükülmüş kavramların çoğalması ve yayılması için en uygun ortamların atmosfer basıncında düzenlenen post modern kongrelerin, seminerlerin, panellerin, atölyelerin, söyleşilerin ya da konferansların olmasından kuşkulanıyorum. Kongreler, nakletme becerilerimizi gösterme veya anlatıcısına artı puan getiren faaliyetlerimizdenmiş meğer. Oysa oralarda övgülerin az, itirazların, sentezlerin bol olması gerekir-di. Ama, nerdeee! Olmamış işin, pişmemiş yemeğin, yöntemsiz bilimin, kanıtlarla değil kanılarla kurgulanmış sözde bilimsel yayınların sahiplerine "emeğinize sağlık" denir mi? Olmamış be abi, ben yutamıyorum, denir. 'Göze girmemeyi' dahi tercih etmek gerekir. Bile isteye, binlerce kez solunmuş bir hayayı soluma heveslisi olmuyorum, demek gerekir.
Her konuşulanı, -konferanslarda, kongrelerde, seminerlerde dinleseniz dahi- alkışlamayın arkadaşlar! Şu (k)akademik kongreler var ya, onlar sadece kürsüden konuşanın ne konuşursa konuştuğunun alkışlandığı, uyduruk kavramların pazarlandığı, sözde bilimcilerin ilahlaştırıldığı ortamların ta kendisidir, a dostlar! Değildi eskiden böyle. Kongreler, konferanslar, paneller, seminerler, söyleşiler... çay kahve eşliğinde sadece yeme içmeye indirgenmiş bir mide faaliyeti; az biraz da fıs fıs ve kıs kıs etkinliklerinden ibaret değildiler, eskiden. Ah çok eskiden... Çok daha iyiydiler. Daha azdılar ama çok daha nitelikliydiler. Şimdi bu 3-5 yıldızlı havuzlu ya da denize sıfır km'li otellerde düzenlenen kongre/konferans/panel/seminer ya da söyleşiler yerine mevcudiyetinizi kıraathaneler de göstermeye ne dersiniz? Kıraathaneler, kongrelerden çok daha sosyal ve şen ortamlar, inanın bana. Üstelik içtiğiniz çay, demlikte demlenmiş cam bardakta. Daha ne olsun.
Salt turizm faaliyetine dönüştürülmüş suit odalı post modern kongrelere mecbur muyuz? Hep, hep, hep anlamlı bir farkın bulunduğu çalışmaları dinlemeye ben mecbur muyum? Değilim, arkadaş. Otellerde düzenlenen kongrelere gitmiyorum, katılmıyorum, arz-ı endam etmiyorum. Çok hücreli bünyem, böyle tepki veriyor. İsteMEdiğim muameleyi görmeye mecbur değilim. Ya siz?Bilimsel faaliyet gibi görülen kongrelerde kurulan ilişki ve iletişim biçimi, turizm ve alış-veriş etkinliklerine indirgenmiş durumda. Bu ilişki biciminde bizler kongrenin sadece katılımcısıyız, müşterisiyiz. Yani her er kişi, esasında kimliksizleştiriliyor. Bu türlü bir karakter aşınımıyla da bilim anlamsızlaşıyor.