TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Sorunu "ciddiye" almanın bir diğer adı panik yapmak değildir. Dün zorunlu ihtiyaçlar için 1 haftadır çıkmadığım evimden çıkıp evime 5 dakika uzaklıktaki büyükçe bir markete gittim. Ödeme için kasaya geldim. Kasiyer kişi, genç bir kız. Genç bir kız olmasından ötürü zannımca yaptığım çıkarımlar: kasiyer kişi evli değil, en çok lise mezunu, asgari ücretle çalışıyor, ailesi ile yaşıyor ve bu kişi aile gelirine çalışarak destek oluyor olsa gerek. Duyularımla algılayabildiğim apaçık durumlar (g örüngüler) ise şöyle: kasiyer genç kızımızın yüzünde maske yok, eldiven yok, yanında-yakınında-görünürde bir şişe kolonya dahi yok. Dahası nakit para veya kredi kartı değiş-tokuşu gerekliliği nedeniyle müşteri ile arasındaki mesafe de 1 metreden daha kısa idi. Tutamadım kendimi ve sordum kasiyere: neden tedbir almıyorsunuz, korunmuyorsunuz? Bana cevabı "olacağı varsa olur" idi? Bunun üzerine - Bak, dedim. Ben 5 dakika sonra çıkıp buradan hızlıca gideceğim ve belki bir hafta ma...