TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Eğitim de ekonomi de aslında
insanların yaşamsal faaliyetlerini kolaylaştırmak için insan aklının ortaya
koyduğu konulardandır. Ortada bir akıl unsuru olduğu için eğitim ve ekonomi
faaliyetlerinin işleyişinde, bir tutarlılık söz konusu olmak durumundadır.
Tutarlılık ise bize, bir dizi mantıksal işlemlerin ve süreçlerin olduğunu
sezdirir. Ortada bir süreç varsa bir başlangıç noktası var demektir.
Dolayısıyla bir başlangıcın olması, eğitim ve ekonomi faaliyetlerinin geçmişten
bugüne devinen bir tarihinin olduğunu gösterir. Eğitim ve
ekonominin bir tarihinin olması, eğitim ve ekonominin birikik ve sistemli
olduğu bilgisini taşır. Birikik, dizgeli ve tutarlı bilgilerin mevcudiyeti de
hiç şüphesiz eğitim ve ekonomi konu alanlarının, birer bilim dalı olduğuna
işaret eder. Çünkü bilim, gerçeğin bir parçası ile ilgilenir. Gerçeğin
birer parçası da eğitim ve ekonomidir. O halde, eğitim ve ekonomi bilimlerini
keşfetme merakımızın peşinden gitmeye devam edelim.
Eğitim
de ekonomi de yapay ve açık sistemlerdendir. Yapay sistemlerdir çünkü işleyişi güneş
sistemi, biyolojik sistem, eko sistem gibi doğal değildir, insanlar tarafından
tasarlanmıştır. Açık sistemlerdir çünkü işleyişlerinde girdi, çıktı, işlem ve
geri bildirim öğeleri bulunmaktadır. Bütün sistemlerin açıkça beyan edilmiş veya
tanımlanmış belli bir amacı mutlaka bulunmaktadır. Amaçsız bir sistemin
varlığı, düşünülmemelidir. Amaçlarının gerçekleşme derecesi ise bir sistemi
sürekli kılmaktadır.
Öyleyse, açık bir
sistem olarak eğitimin amacı nedir? Mikro düzeyde eğitimin amacı, bireylerin
yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesidir. Mevcut yetenekleri ile bir
birey girdi olarak eğitim sistemine
giriş yapar. İşlem boyutunda bireyin
mevcut yetenekleri keşfedilir, geliştirilir veya işlenir. İşleme süreci
tamamlandığında birey sistemden mezun olarak çıkar. Çıktı öğesinde beklenen, bireyin zihinsel, duyguşsal ve
bedensel yeteneklerinde niceliksel ve niteliksel bir farktır. İşte girdi ile
çıktı arasındaki farkı belirlemek, yani ölçme ve değerlendirme faaliyetleri, sistemin
geri bildirim öğesidir. Bu öğe sistemin
devamlılığı için amaçların gerçekleşme olabilirliğine, işlevine, girdi ve
çıktıların niteliğine ve niceliğine ilişkin geribildirim sağlar. Makro düzeyde eğitimin
amacını tanımlayacak olursak, eğitim kasıtlı bir kültürleme sürecidir.
Toplumsal ilişkilerin devamlılığında kültürleme süreci son derece önemlidir.
Çünkü bir toplumu, köleleştirmek ya da özgürleştirmek bu kasıtlı kültürleme
sürecinin bir parçasıdır.
Eğitim sistemini
mikro ve makro düzeyde tanımladık. Şimdi, açık bir sistem olarak ekonominin
amacı ne olabilir? Buna bir bakalım. Ekonominin temel konusu, kıt kaynaklardır.
İnsanların sınırsız ihtiyaçları vardır ancak bu ihtiyaçları karşılayacak
kaynaklar sınırlıdır. Ekonominin amacı sınırlı kaynaklarla, sınırsız
ihtiyaçları karşılamaktır. Ekonomi, kıt kaynakların kullanımı
(üretilmesi-tüketilmesi), paylaşılması (pazarlanması) sürecidir. Bu ise bir
yönetme, idare etme bilgi ve becerisine dayanır. Bir başka deyişle, ekonomi, öz
kaynakların, sermayenin, tüketimin, üretimin, pazarlamanın, emeğin, toprağın,
verimliliğin bilgisi ve uygulama alanıdır. Ekonomi bilimi, mikro düzeyde, tüketici
konumundaki bireylerin ekonomik faaliyetlerindeki arz talep dengelerini
incelerken makro düzeyde ülkelerin ekonomik faaliyetlerini (GSMH, işsizlik,
büyüme, enflasyon gibi) inceler ve kurgular. Peki, kıt kaynaklarla sınırsız
ihtiyaçların karşılanması neden önemlidir? Çünkü sınırsız ihtiyaçların karşılanabilme
derecesi, aynı zamanda bireylerde ve toplumda bir refah düzeyi oluşturmaktadır.
Eğitim ve ekonomi
sistemlerinin yaratıcısı veya üreticisi insandır. Bu insan, hem sistemin uygulayıcısı hem de bu
sisteme maruz kalandır. Dolayısıyla,
eğitim-> insanı,
insan->eğitimi,
ekonomi->insanı,
insan->ekonomiyi,
eğitim->ekonomiyi,
ekonomi->eğitimi etkilemektedir. İnsan, ekonomi ve eğitim değişkenleri
hem birbirini etkileyen hem de birbirinden etkilenendir. Aralarındaki ilişki
çift yönlüdür. Eğitim, ekonomi ve insan arasındaki ilişkilerin nedensel olduğunu iddia edemeyiz ancak şunu çok net söyleyebiliriz: "Ekonomi, ister kabul edin ister etmeyin, bir rekabet ortamı yaratır." Ortada bir rekabet varsa -hiç şüphe bile etmeyin- özgür düşüncenin ve yaratıcı düşünce ürünlerinin dünya üzerinde dolaşımı kaçınılmazdır. İşte bu noktada yaratıcı düşünce ürünlerine sağladığınız imkanlar (bu bir bakıma ekonomik faaliyetleri yönetme modelinizdir), farklı fikirlere olan tahammülünüz (bu da eğitim modelinizdir, hukuku kavrayış şeklinizdir) içinde yaşadığınız ülkenin yönetim anlayışına bağlı bir değişkendir.