TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Eğitim, alınır satılır bir ticaret malı oldurulunca eğitimin pazarlanması kaçınılmazdır. Eğitim pazarlayanlarımızın kullandıkları dilde insani bir yön bulamayınca ve bilimin kavramlarıyla bir çarpıtılma yapıldığını görünce şahsen hooop bir dakika, durun efendiler demek hakkımdır. Bilinen kavramlar, ambalajlanıp piyasaya sürülüyor. Eğitimin sistem yaklaşımının ve eğitimde program geliştirme bilim alanının kavramlarından biri olan eğitim durumu (öğrenme-öğretme süreci), ambalajlanıp "ekosistem" oldurulmuş. Müfredat öğretmezmiş, ekosistem öğretirmiş. Müfredatın kendisi, içeriktir. İçerik; zaten öğretemez, bir başka özne tarafından içerik öğretilir. Kime? Öğrenciye. Ekosistem, kime neyi öğretecektir onu da anlamlandırmış değilim. Ekosistem dediğiniz düpedüz öğrenme-öğretme sürecinin kendisidir. Şayet Gagne'nin veya Dale'nin öğretim durumu yaklaşımını biraz olsun kavramış olsaydınız eğitim biliminin bilinen kavramlarını kullanmak yerine kavram uydurmazdınız.
Şirketleşen eğitim, ne yazık ki eğitim bilimlerinin bilinen kavramlarını aşındırıyor. Aşındırdıkça herkesin çokça konuştuğu ancak kimsenin birbirini anlamadığı bir kavramlar(ambalajlar) dili ortaya çıkıyor. Bir bilim kavramlarıyla var olur. Kavramları çarpıtmak, ambalajlamak, aşındırmak, sündürmek doğru değildir. Bir grubun çıkarlarına hizmet edecek diye kusura bakmayınız eğitim bilimlerinin kavramlarını çarçur ettiremem kimseye.
----------***--------------
Bilgiseli adı altında fazlaca bilgisizlik akıyor. O kadar çoklar ki itiraz etmek, yanılıyorsunuz demek bir tür zaman kaybı. Laf yetiştirmemek gerek. İş bu sebeple, şahsen bilmediğim bir konu hakkında öğrenmeyi (zamanımı değerlendirmeyi) tercih ediyorum.
----------***--------------
Bilgiseli adı altında fazlaca bilgisizlik akıyor. O kadar çoklar ki itiraz etmek, yanılıyorsunuz demek bir tür zaman kaybı. Laf yetiştirmemek gerek. İş bu sebeple, şahsen bilmediğim bir konu hakkında öğrenmeyi (zamanımı değerlendirmeyi) tercih ediyorum.