TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Hakaret, kahretmenin dışa vurumudur. Küfretmek ya da hakarete hakaret ederek cevap vermek çözümsüz, ilkel bir tepkidir. Ne hakareti ne de hakaretin sahibine [güya en şerefliCe !?] verilmiş hakaretleri alkışlarım. Alkışlamam! Limbik sistemimin umuru dahi olmaz. Cevap vermek mi istiyorsunuz?
Okuyun.
Öğrenin.
Düşünün.
Üretin.
Yüceltmek, takdir etmek mi istiyorsunuz?
Okuyun.
Öğrenin.
Üretin.
Düşünün!
Bilmeyenin her türlü zorbalığına, ancak bilerek, okuyarak, öğrenerek, üreterek cevap verilebiliriz. Zindanlara atılan ya da idam edilen insanlar, unutmayınız ki sadece tendir, bedendir. Ölen de çürüyen de bedendir. Zihniyet öyle mi? Ummadığın anda insana çağ atlatır. En ateşli silahların dahi çaresiz kaldığı yerdir, zihniyet! İnsan ömründen daha uzun ömürlü olandır, zihniyet! E şimdi sen bir düşün, ettiğin en kalaylı küfürlerin mağaradakilere (bkz. Platon'un mağaradikiler alogorisine) etkisi nedir? Bir sayının solundaki sıfır kadardır. Etki mi istiyorsunuz? Başkalarının zihnini, ahlakını yargılamaktan vazgeçin. En kolayıdır bu. Onun yerine önce kendi zihnimizle yüzleşelim. Başkasından önce kendi bilgilerimizi yargılayalım. Bugün idama karşı çıkıp Atatürk'e hakaret edene idam lazım dersen sen, sıkıntının çoğu sendedir arkadaşım. Zihin yetmezliğindesin, kurtar kendini.
Zihniyet, çok çetrefillidir. İnanın bana bildiğim, okuduğum algı/tutum/ikna kuramları dahi zihnin/düşüncenin küçük bir parçasını ancak açıklayabilmiş. Hal böyle iken kendi zihniyetine, ışığı (bilgiyi) yaklaştırmadan başkasının gözüne o ışığı sokarsan adı aydınlanma olmaz. Olsa olsa bunun adı, insanın kendi rezilliğinde parlaması olur.
Okuyun.
Öğrenin.
Düşünün.
Üretin.
Yüceltmek, takdir etmek mi istiyorsunuz?
Okuyun.
Öğrenin.
Üretin.
Düşünün!
Bilmeyenin her türlü zorbalığına, ancak bilerek, okuyarak, öğrenerek, üreterek cevap verilebiliriz. Zindanlara atılan ya da idam edilen insanlar, unutmayınız ki sadece tendir, bedendir. Ölen de çürüyen de bedendir. Zihniyet öyle mi? Ummadığın anda insana çağ atlatır. En ateşli silahların dahi çaresiz kaldığı yerdir, zihniyet! İnsan ömründen daha uzun ömürlü olandır, zihniyet! E şimdi sen bir düşün, ettiğin en kalaylı küfürlerin mağaradakilere (bkz. Platon'un mağaradikiler alogorisine) etkisi nedir? Bir sayının solundaki sıfır kadardır. Etki mi istiyorsunuz? Başkalarının zihnini, ahlakını yargılamaktan vazgeçin. En kolayıdır bu. Onun yerine önce kendi zihnimizle yüzleşelim. Başkasından önce kendi bilgilerimizi yargılayalım. Bugün idama karşı çıkıp Atatürk'e hakaret edene idam lazım dersen sen, sıkıntının çoğu sendedir arkadaşım. Zihin yetmezliğindesin, kurtar kendini.
Zihniyet, çok çetrefillidir. İnanın bana bildiğim, okuduğum algı/tutum/ikna kuramları dahi zihnin/düşüncenin küçük bir parçasını ancak açıklayabilmiş. Hal böyle iken kendi zihniyetine, ışığı (bilgiyi) yaklaştırmadan başkasının gözüne o ışığı sokarsan adı aydınlanma olmaz. Olsa olsa bunun adı, insanın kendi rezilliğinde parlaması olur.
