TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Teknoloji, ilişkilerimizi erozyona uğratmıştır. Sözde çocuklarımızı seviyor ancak bir başkasına saygı duymayı unutuyoruz. Kendimize değerli, başkasına bencil yaşayarak olmuyor bu egemenlik. Önce kendi benliğimize, vicdanımıza egemen olmak lazım bence. Başkasının varlığını yok sayarak egemenlik bayramı olmaz. Eğer siz (siz yetişkinler) kendinize ait bir egemenlik kurmaktan vazgeçmezseniz kendi çocuğunuz sizin davranışlarınızdan ulusal egemenliğin mahiyetini değil bencilliği öğrenmiş olacak emin olun. Nasıl mı? Anlatayım. Bugün 23 Nisan. Okullarımızda çocuklarımızla bayram kutlamaları yapılıyor. Orada küçük bir gözlem yapmanızı rica ediyorum. Neden mi? Teknoloji bizi ne hale getirmiş anlamak için. Bakın, müzikli dans gösterisini sunan çocukların velilerine. Diğer çocukların önüne geçip kendi çocuklarını cep telefonları ile kayda almıyorlar mı? Çocukların bayramında bu veliler, yani siz, yani biz, çocukların önüne üstelik müsadesiz geçiyoruz. Çocuklarımız, arkadaşlarının sunumlarını biz yetişkinlerin koca popoları yüzünden ya seyredemiyorlar ya da yarım yamalak seyrediyorlar. Pek çoğu da ne yazık ki siz büyük, kendileri küçük olduğu için sesli bir şekilde bizi uyaramıyorlar. Uyarmaya cesaret edemiyorlar. Emin olun. Her bir gösteride, gösteri yapan çocukların velilerinin durduğum yerde önüme küstahça geçmelerinden tiksindim adeta. Kendi çocuğumu ben de videoyaya çekecektim. Ama vazgeçtim. Önüme ve çocukların önüne geçen düşüncesiz velilerden biri de ben olamazdım, olmayacaktım da. Çekmedim. Bunun yerine çocuğumu, çocukları alkışladım bol bol. Baktım ki cep telefonları ile video çeken velilerin elleri dolu, çocuklarını alkışlayacak durumda değiller, onların yerine de alkışladım bol bol. İşte teknolojinin bizi getirdiği durum. Çocuklarını, ellerindeki telefonlardan dolayı alkışlayaman veli hali. Okul, bayram yerinde, bu kalabalıkta çocuklara çarpa çarpa kendi çocuğuyla kendini fotograf çekme çabasındaki veli hali. Aslında teknoloji değil bu teknolojiyi insanlaşmadan kullanan insanların hali bana oldu birer işkence. Sadece çocuklara baktıkça nefes alabildim.