TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Kimi mezunumuz demiş, kimi dekanımız. Kimi meslektaşım
demiş, kimi arkadaşım. Kimi şurada tanıştık demiş, kimisi öğretmenimdi demiş.
Kimi kurucumuz demiş, kimisi yöneticimiz. Yetmemiş birlikte çekilen fotoğraflar
paylaşıma açılmış.
Allah Allah ne de çok sahipleneni varmış dediğim facebook
haber kaynağıma düşenleri okudukça -düşündüğüm- icraatları görmeden alkışlamak
yığın psikolojisinin tezahüründen olsa gerekti. Ben şaşırıyorum. Düşüncelerimle
tutarlı olmak adına söyleyebileceklerim:
• Beğenmediğim ve süre gelen eğitim, hak, hukuk,
adalet, eşitlik, sağlık ve ekonomi politikalarının düşünce
sahibinin/sahiplerinin MEB Bakanı olmak ya da bir başkanlık sisteminde MEB
bakanı olmak ister miydim? Asla!
Bunun adı önyargılı olmak değildir şekerim. Savunduğum
düşüncelerle tutarlı olmaktır.
Bunun adı, sorumluluk almaktan kaçmak değildir tatlım,
bir tür önsezidir.
Samimiyet testinden geçmemiş her er kişiye karşı mesafeli
durmanın adı, bana göre ilkeli olmaktır; peşin hükümlü olmak değildir.
Başarılı bulduğum her eylemi alkışlar, beğenmediğimi
eleştiririm, değiştirmeye de çaba harcarım. Çünkü benim ülküm, benim
Cumhuriyetim, benim irfanım, benim düşüncelerim, benim dinim, benim vicdanım
inanmadığım hiçbir şeye hizmet etme der.
Ol sebeptir ki,
Yapıp etmelerini görmeden övgüler senfonisine
katılamayacağım.
Söylemlerinin eylemleriyle olan tutarlılığını görmeden de
alkışlayamayacağım.
Sözüm Milli Eğitim Bakanınadır.
Vahametim: Net
bir duruş sergilemek, çoğu kez kiralanmış işlerin tıkırını bozar. Maaşlı
statükocuların yönünü şaşırtır. Bir süreliğine şoklanan zihinler, sonra
rahatlıkla törpülenir. Gözlediğim ve deneyimlediğim durum, bundan ibarettir.