TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Çatlak olan ekranımdan fotograflar, mekânlar, kayarken resmi bir basın açıklaması dikkatimi çekti. Açıklamada öyle bir özgüven var ki daha maç oynanmadan Türkiye'nin Avustralya'yı yeneceği ve ülkenin bayram yerine döneceği kabul edilmiş. Henüz oynanmamış futbol maçının muhtemel kutlamaları sebebiyle sınav tarihinin değiştirilmesi önceliklerimiz hakkında bize çok net bir şeyler söylüyor esasında. Ivan Illich'in "Şen Toplum" isimli kitabını anmış olayım. Kurumların, bireylerin ve toplumun gelişimine hizmet etmek yerine tamamen araçsallaşmış ve kontrol edilemez bir bürokrasiye hatta bir "gösteri toplumuna" dönüştüğünü görebiliyor musunuz? Gerçek sorunlar (eğitimin kalitesi, fırsat eşitliği vb) konuşulmasın diye toplumun en hassas olduğu "millilik" ve "kimliksel başarı" önümüze sürülüyor. Eh ne de olsa top yuvarlak! Absürtlüğün Normalleştirilmesi Basın açıklaması söz konusu olduğu için kurumsal ve "resmi" bir içerik bekliyor...