Ana içeriğe atla

Benim Manifestom

TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal”  ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...

81 vilayete ÖDM




MEB’den 81 ilde Ölçme Değerlendirme Merkezi kurulacak haberlerinin üzerinden 6 gün geçmiş durumda. Bu konunun gazetelerde internet haberciliğinden öte bir tartışmaya vesile olduğunu ne okudum ne duydum doğrusu. Bense mikrofonun bana uzatılmasını veya görüşümün sorulmasını bekleyecek kadar sabırlı değilim. Lisans ve doktora eğitimlerimin  eğitimde ölçme ve değerlendirme konu alanında olmasını fırsat bilip 15 yıllık mesleki tecrübemi hatta gözümü kulağımı, aklımı fikrimi ardıma takıp bu konuda düşündüklerimi paylaşmayı bir görev bilmekte ve sorumluluk hissetmekteyim. Meb’in kendi sayfasından duyurduğu haberin bağlantısı:  http://www.meb.gov.tr/mebden-81-ile-quotolcme-degerlendirme-merkeziquot/haber/14286/tr
“Ölçme değerlendirme merkezleri, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) ile Uluslararası Fen ve Matematik Eğilimleri Araştırması´na (TIMSS) rakip olacak” cümlesi ile başlayan haber metnini okuduğumda bazı sorularım ve akabinde düşüncelerim ortaya çıkmıştır. Şöyle ki,

1- 81 ile kurulacak olan merkezlerin kurulma nedeninin PISA ve TIMSS araştırmalarına rakip olma düşüncesini doğru bulmuyorum. Koskoca bir kurum rakip olmak için mi hareket eder, karar alır? Henüz ortada bir iş yokken rakip olunur mu? Benim bildiğim rekabet etmek için bir şeyin olmuş bitmiş ortaya çıkmış olması lazım. Henüz haber metninden başka yapılmış bir uygulama yokken rakip olmak gerçekten bana garip geldi.Ha bir de  PISA ve TIMSS de bakanlığı kendisine rakip görecek mi? Görür mü acaba?


2-Bizde öğretim programları, yönetmelikler, öğretmen atamaları, yıl içi etkinlik kararları, yerleştirme sınavları, okul tabelaların ölçüleri, renkleri,  teneffüs süreleri ve hatta teneffüs zilinin melodisi  tek ve üst merkezden (burada bakanlığı kastediyorum) alınan kararlarla tüm okullarda uygulanırken haber metninde geçen 81 il vurgusunu anlayamadım doğrusu. Bakanlığın Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğünce yürütülecek işlemler için 81 il vurgusu bence samimiyetsiz. İzleme-değerlendirme evraklarını illere gönderip ve bu evrakları toplamak için mi bu merkezler kuruluyor? İl Milli Eğitim Müdürlüklerinde bulunan bir odanın kapısına ölçme ve değerlendirme merkezi tabelasını asmak zor değil, nasıl olsa. Ben 81 ilde ölçme ve değerlendirme merkezi ifadesini okuyunca açıkça MEB’e bağlı olmayan ya da MEB’den bağımsız bir ölçme ve değerlendirme merkezi kurulacağını zannetmiştim, meğer yanılmışım.


3-MEB’in kendi eliyle 81 ilde ölçme ve değerlendirme merkezi ile Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi projesini anlamlı ve yenilikçi bulamıyorum. Çünkü öğretim programlarını hazırlayan MEB, uygulayan MEB, uygulayıcı öğretmenleri atayan MEB, öğretim programlarının uygulandığı okullara idarecileri atayan MEB, merkezi teog sınavlarını yapan MEB, okulları açan MEB, okulların ve sınıfların standartlarını hazırlayan MEB, işleyişe ilişkin usul ve esasları belirleyen yine MEB. MEB, MEB, MEB. Hal böyle iken PISA ve TIMSS’e rakip olmak MEB aracılığıyla mı olacak? Hiç mantıklı gelmiyor. Rakip makip olamaz. Olacaksa bu iş MEB ile lişkisiz ve MEB’den bağımsız özel/tüzel kurum ya da kuruluşlar veya STK’lar aracılığıyla olur. Meb’den bağımsız ve ilişkisiz kurum ya da kuruluşlar tarafından öğrencilere ve eğitim-öğretime ilişkin İzlenme ve değerlendirme çalışmaları yapılmalıdır. Bence MEB, uluslararası araştırmalara rakip olmak yerine kendisini denetleyecek kurum ve kuruluşlara yardımcı olmalıdır, bilhassa imkan sağlamalıdır.


4- Merak ettiğim diğer konu. 81 ilde kurulacak olan bu merkezlerde kimler çalıştırılacaktır? Bu 81 ilde çalışacak olanların mesleki yeterlikleri, görev tanımları için ne düşünülmektedir? Ölçme ve Değerlendirme mezunu olmuş olanların görev alması mı beklenmektedir? Yoksa ölçme ve değerlendirme işlemlerini yapacak (olsa da ölçme ve değerlendirme mezunu) kişilerin kendilerinden “ölçme ve değerlendirme merkezi memuru” olması mı beklenmektedir? Bu merkezlerde görev alacak ölçme ve değerlendirme eğitimi almış meslektaşlarımın doğrusu “memur” olmasını değil aldıkları eğitimin hakkını verir nitelikte düşüncelere, araştırmalara vesile olmasını isterim.


Toparlayacak olursam adı eğitimde ölçme olan bu eposta grubunda bu konuya ilişkin düşüncelerimi paylaşmayayım da ben nerede paylaşayım? Kendi kendime konuştuğumu sanmıyorum; yorumlarımın, fikirlerimin görmezden gelinmediğini de hissediyorum. Ancak şunu da çok net ifade etmek zorundayım. Bana öyle geliyor ki çoğu zaman gözlediğim “ya doğru bir şeyi yanlış yapıyoruz ya da tamamen yanlış bir şey yapıyoruz.” Yapmayalım.
Mutluca, sağlıkla ve bilgiyle kalınız. Sevgi ve saygılarımla...

Okumak için güzel bir gün, okumaya devam et.