TYMM'ye göre ölçme ve değerlendirme öğrenciyi tasnif eden bir “not verme aracı” değil de öğrencinin yeteneklerini keşfeden ve onu geliştirmeyi hedefleyen bir "rehberlik sistemi" imiş. Ölçme ve değerlendirmenin temel amacı “öğrenciye güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini ifade eden betimleyici geri bildirimlerin sunulması” imiş. Ne ki “kâğıt üzerindeki ideal” ile “sınıf içindeki gerçeklik” arasında devasa bir uçurum var. Bu uçurum esasında yıllardır var. Kılavuzda “ölçme ve değerlendirme, öğretim sürecinin sonunda not verme odaklı olmaktan çıkarılarak öğrenme-öğretme sürecinin doğal ve planlı bir bileşeni hâline getirilmiştir” ifadesiyle henüz ölçülmeyen, gözlenmeyen bir durum baştan kabul edilmiş. Şaşırdım. Oysa TYMM 2 yıldır uygulamada. Ne bildiniz, nasıl bildiniz not vermenin ötesine geçildiğini? Bu denli yanlı bir dil, bir bilim insanın yaklaşımı olmamalı. 30-40 kişilik sınıflarda müfredat yetişsin telaşı varken performans ya da beceri ölçme çabaları maalesef...
Kendi hatalarını bir kez olsun düzeltmemiş, hayatlarında bir kez olsun özür dilememiş olanlar bulmuşlar ÖSYM'yi tep tepebildiğin kadar!
ÖSYM'de bir hata yapılmış ve düzeltilmiş. Koskoca kurumsun bu çağda hata yapma artık. Ancak hata olmuş; olan olmuş. İyi olan durum, bu hatanın düzeltilmiş olmasıdır. Ancak ÖSYM'nin hata açıklaması üzerine yapılan yorumları okudukça etik ya da ahlak üzerine düşünmeye başlıyorum. Tutarlı ve etik davranışlara sahip olmadığımızı düşünüyorum. Olmuş bir hatadan gereksiz bir mağduriyet çıkartıp mağdurları koruma çabamız var ya tam bir duygusallık edebiyatı.Neymiş efendim daha önce yerleştiği açıklanan gençler, mağdur edilmemeliymiş. Peki neden?
"Yerleşemediği halde yerleşenlerin hakları teslim edilmiş" bu tarafı hiç görmeyip hatanın düzeltilmesinden sonra yerleşenlerin yerleşememiş olmasından dem vurmak hak mı hukuk mu, etik mi? Bu kadar hak, hukuk, etik de sonra kalkıp kendini duygusala bağla. Ne iş? Aklın mı yok, fikrin mi sakat? Bir kurum elbette yaptığı hatayı düzeltmeli. Şeffaf olmalı. Hesap verebilir olmalı. Gerekirse o makamda bulunanlar görevini terk etmeli. Bunları savun, sonuna kadar savun. Ama mağdur edebiyatına konuyu bağlamak, en kolayı değil mi? Ne yapılsa idi? Görmezden mi gelinmeliydi? Aman rezil oluruz al başına medyayı diye olay, yok mu sayılmalıydı? Aramızda kalsın aman sus mu denmeliydi? Var olan hata hiç düzeltilmese daha mı iyiydi? Bu hata kaçıncı, yetti artık, bulunduğunuz makamları terk edin demek varken sen git aman çocuklar yerleşmişken yerleşememiş duruma düşmesinler düşüncesi savunulabilir mi? Bu hatadan dolayı çocuklara fatura kesilmemeliymiş diyorsunuz ya o faturayı yanlış kişilerde arıyorsunuz. O makamlarda oturan insanlara dönüp gidin o makamlardan diyemediğiniz için çocuklara kesilen fatura edebiyatı yapıyorsunuz. Yapmayın! Komik oluyorsunuz.